Wednesday, November 18, 2009

yeni

Monday, October 26, 2009

aya seyahat/karadenizde sanat


bugun aysegulle london film festivalde gosterilen kutlug ataman'in aya seyahat filmine gittik. ben bfi (british film institute) un binasina hic gitmemistim, cok guzelmis, nehir kenarinda, brut beton sutunlari falan var icerde surekli farkli bosluklara cikiliyor. fakat koca sinema salonlariyla dolu mekanda bir adet bile cikolata dondurma vs satan bir yer yok. inanilmaz.
film aslinda bir enstelasyonun film haline getirilmisi, sadece festivallerde gosteriliyormus. ben bunu ogrenince biraz killandim, simdi absurt bir video uzun planlar cok fena diye dusundum. hic de sandigim gibi cikmadi.

1957 yilinda elazig'in bir koyunde birkac koylunun minare ile aya gitme macerasini, cok guzel fotograflara (fotoroman gibi ya da slidelar halinde yani) eslik eden agir elazig aksanli bir adam acaip guzel anlatiyor. arada da konuyla ilgili tanidik kisiler kendi yorumlarini yapiyorlar, yani super naif bir belgesel. cocuklugundan hayal meyal hatirladigi bir hikayeyi anlatmis gibi.

sonunda kutlug atamanla q&a yapildi. biz anlamaistik aysegulle simdi bu olay oldu mu olmadi mi cunku bir suru insan* ciddi ciddi yorumlar yapiyor. megerse kutlug ataman boyle bir myth yaratmis, tarih yani mcumentary diil de naif documentary bence. megerse istanbul film festivalinde ilk gosterildiginde turk seyircisi inanmis bu olayin gercek olduguna, biz de anlamamistik ne yalan soliyim.

neyse bir is icin bilgisayarimda imaj bakarken asagidakini buldum, hurriyet internetteki foto galerilerden birinden: karadeniz bolgesinde galiba bir golun uzerine kahve kurmuslar. millet sandalla gidip geliyor.

bunu da harika bir sanat projesi diye sunsalar bize, bir de comissioned by british council arts council eu seysi vesaire olsa, olmaz mi yani, gayet olabilir.




cagdas sanat dolu gunler dilerim.



*yorum yapan insanlar: Alim Rüstem Aslan (ucak ve uzay bilimleri), Murat Belge, Seçkin Dindar (koy enstituleri hakkinda konustu), Sibel Eraslan (heyecanli bir tesetturlu hanim) , Nilüfer Göle, Mahir Kaynak, Etyen Mahçupyan, Turgay Oğur (genc siviller-ne alakaysa sallana sallana konustu), Atila Özgüç (kandilli rasathanesi), Özge Samancı (culinary arts, ne yemek goturmus olabilirler onu anlatti), Bülent Somay, (Panter) Emel Yıldız

Tuesday, October 20, 2009

kurt vonnegut demis ki

doomsday could easily be next wednesday.

Thursday, October 08, 2009

mood indigo

sonbahar depresif muzik gunleri yine geldi. bu yilki album onerileri:

mick harvey-two of diamonds


sparklehorse (ft david lynch ve birsuru insan mesela frank black,flaming lip wayne coyne, iggy pop, the stroke julian casablanca)
dark night of the soul


pj harvey-white chalk


william eliott whitmore-song of the blackbird

Wednesday, September 30, 2009

konser heyecani

yalniz mark e. smith konseri pek sallamayacak ve bizi biraz hayal kirikligina ugratacak gibi geliyor. olsun, amac dunya gozuyle the fall'i izlmek.

Friday, September 18, 2009

kiskanmak

bu film nasil olacak o kadar merak ediyorum ki o kadar olur. cok heyecanli.


by


yalniz yonetmen zeki demirkubuz'un filmlerinde guzel ama biraz egreti yol yapan -masumiyetteki derya alabora diil de- vildan atasever, zeynep tokus falan-kiz kullanma istegi bi filmde de var. cirkin kiz baya iyi gozukuyor buradan rengi, durusu, sesi,konusmasi ama acaip guzel bir kiz olan berrak tuzunatacin hali tavri biraz siritiyor cirkin ablain yaninda.

Sunday, September 13, 2009

iki turistik gezi

ikinci bodrum tatilinde kisa geziler yaptik.
turgutreis'ten feritbotla 40 dakika uzaklikta kos'a gittik. minyatur bir bodrum limani ve bir de kucuk bodrum kalesi var limanin hemen yaninda. dar sokaklardan cikilan meydanin bir yaninda guzel bir ortodks kilisesine cikiyor merdivenler, meydani cerceveleyen guzel eski binalar bir de heralde 30lardan kalma modern bir binain yanindan bodrumdaki gibi incik boncuk, kakma gunes gozlugu, hediyelik esya, sacma kiyafetler satatn dukkanlarla dolu sokakalara geciliyor.
limandan daha iceride bulunan koyun yakininda ise hopokratin hastanesinin kalintilari var, ama pek bisey kalmamis ilginc degildi.
meydanin sokaklarin tam karsisindan kalan tarfinda ise barlar sokagi, bodrumdakinin herhalde 20'de biri buyuklukte, kale kalintilarinin hemen yaninda. buradan devam eden sokak da su anda alti dukkan olarak kullanilan iki renkli tastan insaa edilmis cok guzel bir camiye cikiyor.





babamin arkadaslarinin yaninda datca'da 2 gun gecirdik. temiz ve guzel denizi var. yalidan (koylerin deniz kiyisindaki kisimlarina yali deniliyormus) daha iveride eski datca'ya gittik, can yucel'in yasadigi yer, acaip acaip guzel. yikilmakta olan ilgin bir de ev var. kafeler, hediyelik esyacilar falan hic goze batmiyor. bayildik.
datca limani yikaridan boyle kartpostal gibi duruyor.